Recep Akdağ caddesinde giderken sol tarafa düşen, yerden biraz yüksekte iki mezar görünüyordu. İlk oraya gittik. Burası Mahmut Paşa türbesi idi
Öğlen sahaf evimize gelen iki kadim dosta " Haydi Çifte Kardeşler türbesine gidelim, hali ahvali nedir, bir yerinde görelim" dedim. Beni kırmadılar Kadim şehrin kadim eserlerinden birine şehir içinde kısa bir yolculuğa çıktık. Recep Akdağ caddesinde giderken sol tarafa düşen, yerden biraz yüksekte iki mezar görünüyordu. İlk oraya gittik. Burası Mahmut Paşa türbesi idi. Taş sütunlar içinde, küçük bir bahçe misali alanda iki kabir. Fatihalarımızı okuduk. Mezarlık bahçesinde çöpler atılmış. Bu tür eserlerin çevresinin hergün süpürülmesi gerekir notunu düşüp devam edelim. Oradan ayrıldık. Yaklaşık 200 MT. İleride Çifte Kardeşler Camisinin yolunu tuttuk. Caminin hemen yanı başında banklarda oturanlara selâm veriyoruz. İnşaatın girişine yakın tam köşede biriketten yapılmış, kazılmış iki mezarlık yeri görüyoruz. Sonra inşaatın batıya bakan tarafında çifte kardeşler türbesine yürüyoruz. Hava açık, güneş ehven, ehven ısıtıyor, Hafif bir rüzgar esiyor. Türbenin yarı yıkılan taş duvarlarına yaklaşırken bütün bunalmışlığımız kayboluyor. Adeta rüzgarın görünmez kanatlarında şehrin trafiği, keşmekeş hali üzerimizden uçup gidiyor . Türbenin bahçesinde Birkaç yeşil yaprak ve çiçek açmış ağaç var. Türlü nakışlarla bezeli mezarlık taşları. Hava değişmiş, yer değişmişti. Kendimizi yedi yüzyıl öncesinde iki güzel insanın misafiri olarak bulmuştuk. Adeta görünmez bir alemde muhabbet deryasında bize bir katre sunulmuştu. Ruhumuz mest olmuştu. Bir ağaç hafif yara almıştı. Taşlar yorgun düşmüştü. Lakin ruhlar zinde, koskoca bir Türk İslam medeniyetinin muştusu teru taze idi. Fatihalar, dualar ve aminlerle ayaklarımız geri çekse de ayrılıyoruz bu saadet ve huzur ikliminden. Caminin hemen doğusunda binalar var. Öğlen ezanı okunuyor. Namazlarımızı kılıyor, geldiğimiz yoldan geri dönüyoruz.
Nizamettin Korucu 7 Haziran 2026 / Erzurum
Nizamettin Korucu
İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum

