Çiçekli Sahaf ( Roman ) - 1 -

ÇİÇEKLİ SAHAF ( Roman ) – 1 -

Palandöken eteklerinde bir şehirde bir gün daha doğuyordu. 1994 senesinin soğuk bir aralık günüydü. Yeryüzünün rengi gökyüzünü adeta beyaza boyamıştı. “ Her yerde kar var “ şarkısı şehrin “ Hani yaylam hani senin ezelin “ türküsü ile düet yapıyordu. İnsanlar evlerinden çıkmış, kimi telaşlı, kimi aheste aheste adımlarla yürüyorlardı.  O da günün kahramanları, mağlupları arasına karışmış, soğuktan kıpkırmızı renge bürünmüş ellerini paltosunun ceplerinde yumruk yaparak ısıtmaya çalışıyordu. Günlerdir kafasını kurcalayan düşüncelerle iş yerinin yolunu tutmuştu. Kararlıydı bugün patrona söyleyecekti. Hayalini kurduğu işi düşündükçe heyecanlanıyordu. Çalıştığı yere gediğinde patron masasında oturuyordu. Selam verip kendine ait masasına geçti. Bugün onun  eleman olarak çalıştığı son günüydü. 32 yaşında kumral saçlarına daha ak düşmemiş, hayatın belki de en verimli çağındaydı. Yığınla hayali vardı, inanıyordu, başaracaktı. Belki bir saat olmuş önündeki işlere başlayamamıştı. Bütün cesaretini toplayıp, titrek ama yüksek tonda karşısındaki masada çalışan patronuna;

  • Ben işten ayrılıyorum abi dedi. Bu ani çıkışın olanca şaşkınlığı ile patron;
  • Hayrıdır ne oldu, böyle birdenbire diyebildi.
  • Ben kendi işimi kuracağım dedi ve kafasında kurduğu bütün cümleleri ardı ardına sıraladı.

Onun bu kararından vazgeçmeyeceğini anlayan patronu; hesabını kestikten sonra kapıya kadar peşinden yürüdü. Hayatında hiç unutmayacağı bir andı. Duygu dolu babacan bir sesle;

  • Bak Özcihan son kez bir daha düşün. Bu kapıdan çıkarsan bir daha geri dönemezsin. İş hayatı zordur, meşakkatli bir yoldur. Senin sermayen yok, evin ailen var, gitme, ayrılma.

O bu sözleri dinlerken dış kapıdan çıkmıştı çoktan, gülümseyen saygı dolu, buruk bir yürekle konuşmak istedi, konuşmadı. Kendini toparlaması belki bir ası süren saniyeler içinde ;

  • Abi hakkınızı helal ediniz.

….

Kararı hakkında ailesine hiçbir şey dememişti. İşyerinden aldığı son ücretle şimdi okyanusta kalmış tek başına bir sandal gibi yürüyordu. Vakit öğlen olmuş çarşı pazar hareketlenmiş, araçların korna sesleri insan kalabalıklarına karışıyordu.

Ayakları onu hayallerinin hakikate dönüşeceği ilk durağa doğru sürüklüyordu. Ne yapmıştı, muhakemesi çalışmıyordu artık. Dönüşü olmayan uzun ve çetin bir yolun gönüllü neferi olmuştu.

Şehrin merkezinde çok katlı bir iş hanın üçüncü kattaki sigortacı ofisinin önündeydi. Zile bastı. Kapıyı açan genç hanımefendiye arkadaşı olan Mustafa’yı sordu. Sesini duyan Mustafa kapıya geldi ve her zamanki enerjik haliyle onu içeri buyur etti.

 ….

Mustafa masasında, o misafir koltuğunda konuşuyorlardı. Mustafa devredeceği önceki ofisini anlatıyordu.

  • Ofiste bir patron masam, bir sekreter masam birde gaz sobam var bunları kullanabilirsin. Lazım olduğunda alırım senden. Ofiste benim alt acentem olarak trafik poliçesi de yaparsın. ( O yıllarda sigorta acenteleri alt acentelikler verebiliyorlardı. ) Böylelikle hem ben müşteri kaybetmem hem sen garantili bir ek gelir kazanırsın. Ben ofis sahibine söyledim. Çok kalender bir adamdır Hasan abi. Ofisin aylık kirası 1500 lira.

Serbest bir işe başlamanın, hayalini kurduğu bir işe başlamanın heyecanı, coşuşu ve sevinci ile anlaştılar.

Paylaş