Selam ile,
Selam ile,
Pusula gazetemizdeki bu ilk yazımızdır. Bu sebeple ilk yazımızda sizlerle tanışmak ve bundan sonraki köşe yazılarımızın muhteviyatı hakkında bilgi vermek istiyorum. Yazarları, az ya da çok okurları tanırlar. Hiç düşündünüz mü, yazarlar da okurlarını tanımak isterler. Tahmin ediyorum ileri ki zamanlarda internet üzerinden elektronik posta yolu ile yazılarımıza eklemek istediklerinizi, eleştirilerinizi, düşüncelerinizi bize yazarak tanışmamızı sağlamış oluruz.
Bendeniz Erzurum merkez Çırçır mahallesinde hayata başlamış ve 53 yıllık bütün ömrünü - kısa seyahatler ve askerlik vazifesi dışında - şehrinde yaşamış bir hemşeriniz, vatandaşınızım. Tahsil hayatım, iş ve yazı serüvenim de yine şehrimde oldu. İsterseniz kısaca yazarlık serüvenimizle devam edelim:
Yazarlık Serüveni: Sizler gibi bendeniz de ilk kez yazmaya ilkokulda ki Türkçe derslerinde kompozisyon yazmakla başladım. Ortaokul birinci sınıfta iken şiir yazmış bu şiirimi o zamanlar şehrimizdeki bir matbaaya mektupla göndermiştim. Eğer beğenirlerse bundan sonra yazacağım şiirleri bir kitap halinde kendilerine bastırmak istediğimi belirtmiştim. Matbaada bana bir mektupla cevap vermişti. Mektupta; " Sayın Hocam, siz değerli öğretmenlerimizin çalışmalarını basmaktan mutluluk duyarız " minvalinde bir cümle de yer alıyordu. Oysaki ben 12 yaşında bir çocuktum. Çok heyecanlanmış, biraz da çocuksu duygularla korkmuştum.
Ortaokul yıllarında Türkçe öğretmenimin okumayı ve yazmayı bizlere sevdirmesi bendeki yazma hevesini arttırmıştı. Ne bulursam okuyordum. Türkçe derslerinde yazdığım kompozisyonları hocam beğeniyor ve sınıfa sesli olarak okumamı istiyordu. Atatürk Ortaokulunda sınıf arkadaşlarımın yazdıklarımı heyecanla dinlemeleri hoşuma gidiyordu. Bir keresinde kendilerini tutamayıp alkışladıklarını hatırlıyorum. Lise yıllarına geldiğimde okumaya ve yazmaya meraklı arkadaşlarım oldu. Bazen onlarla, bazen yalnız başıma İl Halk Kütüphanesine gidiyor, saatlerce kitap okuyorduk, okuyordum. Tabii kütüphane kartı çıkarmayı ihmal etmemiştim. Bu çağlarda şehrimizin yerel gazetelerine gidiyor, yazdığımız şiir, hikâye, önemli günlerle ile ilgili kompozisyon çalışmalarımızı veriyorduk. Gazetede yetkili olan büyüklerimiz bizi alaka ile karşılıyordu. Yazdıklarımızın birçoğunu yayınlamışlardı. Şimdi hatırlayabildiklerim arasında Hürsöz gazetesini, Milletin Sesi Gazetesini, Aziziye Gazetesini, Albayrak gazetesini sayabilirim. O dönemde tanıştığım arkadaşlarımın çoğu şimdi akademisyen, öğretmen oldu. Hemen hepsi de yazarlık ve şairliğe devam ediyorlar.
1980'li yılların başlarında bir dönem günümüzün büyük bir bölümünü Dadaş Sinemasının yanında olan Aziziye Gazetesinin matbaasında geçirirdik. Buraya o dönemde şehrimizin başta edebiyat fakültesi olmak üzere diğer fakültelerde okuyan birçok ağa beyimiz de gelirdi. Onlara yazdıklarımızı okutur, kritiklerini alırdık. Gazete basıldıktan sonra mis gibi mürekkep kokardı. Sıcak sıcak alır, yayınlanan yazılarımızı heyecanla defalarca okurduk. Sonra bu yazılarımızı keser, bir deftere yapıştırarak kendimizce arşiv yapardık.
Bazen şehrimiz gazeteleri yazılarımızı baş sayfadan yayınlayarak bizi onurlandırırlardı. Tabi hal böyle olunca yazılarımızı cadde de gazetenin camekânlı yerinde herkes okurdu.
20.02.2016 - Erzurum - Pusula gazetesi
Nizamettin Korucu
İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum
