ÇİZGİ ROMAN PAZARI
ÇİZGİ ROMAN PAZARI
Evimiz çırçır mahallesindeydi., ilkokul dört ya da beşinci sınıftayım. Komşumuzun oğlu Adnan abi bolca kitap okuyor, elinde deste olan kitaplara heveslenince bana kapağı olmayan 30 - 40 sayfalık Redkit çizgi romanının bir sayısını veriyor. Büyük bir hazla okuduğum bu kitapla birlikte çizgi roman dünyası ile tanışmış oluyorum. Daha sonra kendisine çok istekte bulunmama dayanamayarak bir gün beni de kitap pazarına götürüyor. İlk kitap pazarı ile tanıştığım yer Doğu sinemasının hemen yanındaki boş bir arsada kuruluyordu. Bu yerin hemen yanı başında Hacı Baba Lokantası ve onun da yanında Mahmutpaşa Konfeksiyon vardı. Bu yerlerin birinin üstünde de Ülkü Ocakları yer alıyordu Çeşitli çizgi romanların alınıp satıldığı takas yapıldığı bu yerden önce çizgi roman pazarı, Güneş Sinemasının olduğu bir alanda kuruluyormuş. Ben orayı hayal meyal hatırlıyorum.
Şehrin muhtelif mahallelerinden gelen çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşan bir topluluk sabahtan akşama kadar günlerini burada geçirirler, çizgi romanları alır satar, takas yaparlardı. Doğu sinemasının hemen yanı başındaki buradan ben daha çok tanesi 25 kuruştan Tarkan ve Karamurat Dergileri alırdım. Karamurat Dergisini satan abi ayrı, Tarkan Dergisini satan abi ayrı biri idi. Bir kolunda deste ile bu dergileri bulundururlar ayakta müşterileri ile alış veriş yaparlardı. Kitap sergilerinin sırasında bir de Lostra salonu vardı. Küçük bir dükkanda işinin ehli, ehl-i irfan bir ayakkabı boyacısı amcamızın küçük güzel bir mekanı idi burası.
Ortaokul yıllarına doğru çizgi roman pazarının yeri değişti, yolun tam karşısına Yakutiye medresesinin duvarının önüne taşındı. O zamanlarda Yakutiye Medresesinde Askeriye vardı. Hatırladığım kadarıyla da Medresenin bahçesi de aile çay bahçesi idi. Kitap alınıp satıldığı bu yerin önünden Cumhuriyet caddesinden Karaköse mahallesine inen bir yol vardı. Duvara sırtınızı verip karşıya baktığımızda Lala paşa cami ve Morkof kışlasını görüyorduk. Lalapaşa Camiinin hemen karşısında daha geçtiğimiz yıl yıkılan " Horozcuların Kahve " vardı. Buradaki kahvehanenin önünde o zamanlar horoz dövüşleri yapılırdı. Daha ilerde şimdiki Menderes caddesinin olduğu yerde çok büyük ve güzel bir bahçe vardı. Lalapaşa caminin önü ve buralar tamamen çok güzel ağaçlarla kaplı yeşil bir alandı. Bu bahçenin orta yerlerinde küçük toprak boş alanlardan birinde Erzurum'un belli başlı mahallelerinden usta aşık ve bilye oyuncuları oyun oynarlardı. Bunlar aşık ve bilyede oldukça maharetli idiler. Bazen de kitap sergisini bırakıp onları seyre giderdik.
Çok daha uzun seneler önce eski doğum evinin yakın olduğu bu yer büyük bir meydanlıkmış. Büyüklerimden duyduğuma göre burada Erzurum radyosu umumi neşriyat yaparmış. Halk buraya toplanır radyo dinlermiş.
Çizgi roman pazarında bu işi kendilerine iş edinmiş çocuklar ve gençler de vardı. Zaman sonra bende onların arasına katılmıştım. Aldığımız çizgi romanları hem okur hem de duvarın dibinde altına gazete sererek bu kitapları sergiler, satışını yapardık. Buradaki çocuklar ile aramızda arkadaşlık bağları kuvvetlenmişti, Aramızda dayanışma, yardımlaşma da oluyordu. O dönemlerden arkadaşlarımdan Oryal, iki kardeş olan İsmail ve Ahmet'i, Secahattin'i Raci'yi hala unutmam. Bu pazarın en önemli ve renkli siması şüphesiz ki Nusret'ti. Onu herkes tanırdı. Nusret bedensel engelli idi. Nusret Çizgi roman dışında da çokça kitap okurdu. Onun daimi müşterileri vardı. En iyi kitaplar genellikle onda olurdu. Bu sergide müşterilerin çizgi roman tercihleri vardı. Kimisi Gordon, kimisi Tommiks, Teksas, kimisi Zagor, Kızılmaske, kimisi Mandrake, kimisi Tarkan, Karamurat, kimisi, Karaoğlan, Tolga, kimisi fırt, gırgır, akbaba, kimisi Yüzbaşı Volkan, kimisi Mister No, kimisi, Kaptan Swing, Kimisi süper Korku, Vampiella, kimisi Teks meraklısı idi. Bunların hepsini karışık okuyan çok az kimse vardı. Mesela ben Zagor ve Kızılmaske meraklısı idim. Daha sonra Mister No ve Mandrake, Tolga ve Karaoğlan da okumaya başlamıştım. Tabi Tarkan ve Kara Murat ilk göz ağrımdı. Yine ilk göz ağrım olan Redkit'i nedense pek okumamıştım. Biz çocuklar arkadaş gurubumuzla çok iyi anlaşırdık. Okuduğumuz kitapları sattıktan sonra okumak istediklerimizi de alır bazen hep birlikte kıra giderdik. En iyi kır sahamız Abdurrahman Gazi Türbesi ve Fuar alanıydı. Domates, üzüm, ekmek, peynir alır gider bu yerlerde afiyetle yerdik. Aramızda top oynar, çizgi roman, sinema piyasası üzerine doyumsuz sohbetler ederdik. Hava yağmurlu olduğu zamanlar aldıklarımızı evlere götürürdük. Evimizde okurduk. Tabi anne ve babalarımız bu kitapları okumak yerine ders çalışmamızı isterlerdi. Buna da bir çözüm bulmuştuk. Kalın bir matematik kitabının arasına tek diye tabir ettiğimiz çizgi romanları yerleştirirdik. Öyle okurduk. Ne yazık ki matematiğin roman gibi okunmayacağını anlamayan velilerimiz bu durumdan hiç şüphe etmezlerdi. Güzel günlerdi o günler.
Nizamettin KORUCU - Erzurum - 29 Mart 2016
Nizamettin Korucu
İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum
