Blog
Sahaf Günlükleri28 Haziran 2016·4 dk okuma

ERZURUM'DA BAYRAM SABAHI

Blog kapak görseli yüklenemedi.

Erzurum şehrinde bayramların kokusu vardır. Ramazanın son iki gününde bu kokuyu duyarınız, fakat anlatamazsınız, tarif edemezsiniz. Bayrama iki gün kala gelen güne şerefe günü denir. Bütün bayram hazırlıkları mümkünse bugün tamamlanır. Yiyecekler, şekerler, bayramlıklar, kolon...

Erzurum şehrinde bayramların kokusu vardır. Ramazanın son iki gününde bu kokuyu duyarınız, fakat anlatamazsınız, tarif edemezsiniz. Bayrama iki gün kala gelen güne şerefe günü denir. Bütün bayram hazırlıkları mümkünse bugün tamamlanır. Yiyecekler, şekerler, bayramlıklar, kolonyalar, gül suları en son bugün alınır. Kadınlar yaprak dolmasını bugünden sararlar, su böreklerini de yine bugünden açarlar. İnce yufka açmayı iyi bilen gelinlere, genç kızlara baklavalık yufkalar açtırılır. Arefe günü çocuklara dağıtılacak fındık, fıstık bilumum arafalıklar da bugünden alınır.

Şerefe günü son teravih namazları kılınacaktır. Arefe günü kabir ziyaretleri yapılacaktır. Eksiklikler gözden geçirilecek, bayram hazırlıkları tamamlanacaktır. Eski zamanlarda aileler genellikle bir aradadır. İstisna olarak uzakta olan nüfus; sadece askerde olan oğul yahut Ankara, İstanbul'da okuyan çocuklardır.

Evden sokağa, sokaktan mahalleye, mahalleden şehre efsunkar bir bayram telaşı yayılır. Bayram bütün bir şehrin bayramıdır. Ferahlık, huzur rüzgârları şehrin semalarından yeryüzüne inmiştir. Açların doyduğu, mazlumların sevindiği, kimsesizlerin mutlu olduğu, günahların azaldığı bir ayın son günlerinde bereket, şefkat, muhabbet zirveye varmıştır. Yinede insanların içlerinde bir burukluk vardır. Su gibi akıp geçen bir mübarek ayın peşinden gözler ara ara buğulanır artık. Öyle ya; "Kim öle kim kala, seneye çıkmayı ve ramazanı bir daha yaşamayı Allah nasip ede" diye dualar mırıldanılır sık sık.

Şerefe gününden kadayıflar kurumasın diye sarılır. Kuru fasulye yaz kış bayram sabahının vazgeçilmez yemeğidir. Pilavsız sofra eksiklik sayılır. Yoğurt sofranın tacıdır. Biz ekmeği bol yeriz. Fırından üç günlük bayramın en az iki gününe ve gelecek misafirlere de yetecek kadar ekmek alınır.

Fitreler en son bayram namazı vakti girene kadar verilebilse de insanlarımız çoktan bu vazifeyi görmüş olurlar. Şehirde herkes mutludur. Lakin bir ince türkü vardır ya hani " Ölüm Allah'ın emri şu ayrılık olmasaydı." Sevdiklerinden ayrılanlar, yakınları vefat edenlerin gönülleri mahzundur. Lakin duanın serinletici sevindirici, teselli edici ikliminde onlarda Hak'ka teslim olmanın huzuru içindedir.

. 7 - 8 yaşlarındayım. Annem su böreği için açılan hamurları gaz ocağının üstünde kaynattığı suda haşlarken, yanı başında beklerdim. Bizim evin en leziz yemeklerinden daha lezizi sudan çıkmış haşlanmış su böreği hamuru parçalarını yemekti benim için. Rahmetli anneme yalvarır gibi bakardım. Oda beni kırmazdı, yinede biraz sitemle: " Al ola, ama karnın şişecek. Hamur ne ki " derdi. Bayramlık ütümüzü başımızı arefe günü akşamdan yer yatağında yastığımızın baş kıltına ( baş ucuna ) koyardık. Yeni alınmış naylon ayakkabılar, kutusunda olurdu tabi. Akşamdan kazağı, gömleği, pantolonu bir iki prova eder, "- Bak akıllım nasıl olmuş, yaaa babam aldı, - yada - anam aldı " demeyi ihmal etmezdik. Bayram namazına gitmek için bayram sabahı erken kalkmak gerekirdi. Bunun içinde erken yazmamız lazım. Ne var ki bu hiçte kolay olmazdı biz çocuklar için. Mesela ben çok heyecanlanırdım. İçim kıpır kıpır olurdu. Lakin her şey başımı yastığa koyuncaya kadardı. Yorgun küçük beden hemencecik rüya âleminde yolculuğa başlardı.

Sanki de sahura kalkar gibi gecenin yarısından uyandırırdı anam bizi. " -Kalkın bayram yatılmaz " derdi. Biz abdestimizi alır, babam her ne kadar Çırçır camisine gelmemizi istese de, Naim Hocanın hatırına onu ikna eder, doğruca Şeyhler caminsin yolunu tutardık. Hava daha karanlık, cami henüz dolmaya başlıyor. Biz ne kadar erken gitmiş olsak ta Naim hoca çoktan kürsüdeki yerini almış olurdu. Vakit ilerliyor, gün ışımaya başlıyordu. Derken cami hınca hınç dolmuştu. Yaz ise mesele yok, lakin kış ise saflar birleştirilirdi. İnsanlar yer yokluğundan secdelerini birbirlerinin sırtında ederlerdi.

Cami dağılmadan Naim Hocanın elini öpmek için sıraya girerdik. Naim hocada insanın yüreğini sarmalayan şefkatli sesiyle hepimizle birebir ilgilenirdi. Cami dışında hava açıksa, güneşliyle dostlar, komşular, arkadaşlar arasında ilk bayramlaşma burada yapılırdı. Tatlı bir bayram sabahı kokusu ruhları öylesine bir mutlulukla sarardı ki adeta her kes mest olurdu.

Nizamettin KORUCU

28.06.2016 / Erzurum

N

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum

Benzer Blog Yazıları

10 Ağustos 2023·3 dk

Erzurum'un Köyleri

Geçtiğimiz yıl Çeşme 'ye ve Alaçatı köyüne gittik,i gezdik. 1989 senesinde Erzurum merkez ve ilçelerindeki birçok köye gittik. Bu sene yine Erzurum' un bir zamanlar mesire yeri olan Tuzcu köyüne, Poççik, Kavurma Çukuru, Söğütlü, Erinkar köylerini dolaştık. Dünya'nın birçok ülk...

Devamını Oku
3 Mayıs 2022·3 dk

ESKİ TÜRK FİLMLERİ

Eski Türk filmlerini seyreder misiniz? Mesela; Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet, İzzet Günay, Tarık Akan, Şener Şen, Kemal Sunal, Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Belgin Doruk filmlerini seyrettiniz mi? Çocukluğumun hastalığı bu filmleri bu günlerde y...

Devamını Oku
Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey
21 Eylül 2021·5 dk

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Devamını Oku

Blog

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf ve Kitabevi sahibi. 1995'ten bu yana sahaf, aynı zamanda şair ve yazar.