Blog
Sahaf Günlükleri26 Nisan 2016·4 dk okuma

Kazım Karabekir İlkokulu

Blog kapak görseli yüklenemedi.

KAZIM KARABEKİR İLKOKULUNDA ÖĞRENCİLİK YILLARI

KAZIM KARABEKİR İLKOKULUNDA ÖĞRENCİLİK YILLARI

1969 senesi, yedi yaşındaydım ve okula başlama yaşına gelmiştim. Beş sene sürecek bir öğrenim süresine adım atacaktım. Siyah önlük, beyaz yakalık, mendil, pantolon ve okula yakışır bir çift ayakkabım alınmıştı. Yaşıtlarım olan komşu çocukları, onların anneleri ve benim annem elimizden tutup, . Kayıt için gerekli evrakları tamamlamış okulun kapısına gelmiştik. Okul müdürü Hasan Kamiloğlu uzun boylu, babacan tavırlı, güler yüzlü bir adamdı. Bize bizzat kendisi yol gösteriyor, yardımcı oluyordu. Kayıt işlemleri giriş katındaki bir sınıfta yapılıyordu. Korku ile karışık bir heyecan içinde idim. İşlemler bitmiş, evin yolunu tutmuştuk.

Evin ikinci öğrencisi idim. Benden iki yaş büyük abim ile aynı okula gidecektim. Sayılı günler çabuk geçmiş, okulların açılış günü gelip çatmıştı. Güz mevsimiyle havalar serinlemiş, okulun bahçesindeki kavak ağaçları yapraklarını dökmeye başlamıştı. Sararmış yaprakların, toprağın rengi ile buluşması bana garip bir hüzün veriyordu. Okulun ilk günü giriş katındaki ilk sınıf olan 1-A da başlamıştı. Siyah önlükleri, beyaz yakalıkları ile onlarca çocuk, tahta sıralarda üçerli olarak oturmuştuk. Ağlayan çocukların yanında anneleri, ablaları, ağabeyleri duruyordu. Büyükler onları teselli etmeye çalıştıkça onlar bu sefer hıçkırıklara tutuluyor, kendilerine sarılıyorlardı. Ben ağlamıyordum, aksine içimdeki heyecanla içim kıpır kıpır, yerimde öylece oturuyordum. Öğretmenimiz Güner Keleş isimli güler yüzlü, güzel bir hanımefendi idi. Bizimle teker teker tanışıyor, ilgileniyordu. Onun sevecen, cana yakın hali ağlayan çocukları biraz olsun teskin etmişti. Artık sınıfta bir iki çocuktan başka ağlayan kalmamıştı. Onlarda arada bir iç çekiyor "hıı, hıı " diye ceplerinden çıkardıkları ve ellerinden düşürmedikleri bez mendilleriyle burunlarını siliyorlardı.

Hepimizin boynunda ortasından delinerek ip geçirilmiş silgiler asılıydı. Benim tek gözlü, fermuarlı siyah bir çantam vardı. Kalemim, kalemtıraşım ve defterlerim hepsi o tek gözlü çantada idi. Okulu da, sınıfımı da, öğretmenimi de sevmiştim. Sıra arkadaşlarımdan biri Ümit Onüçgün, diğeri Cihandur idi. Ön sıralara kızlar oturmuştu. Sekiz, on kişi idiler. Biz erkekler otuzdan fazlaydık. Sınıf arkadaşlarımdan; Mustafa, Mücahit, Muhsin, Yakup, Dursun, Hüsna, Fikriye, Mehriye, Semra'nın isimlerini hala hatırlıyorum. Uzun boylu, yaşı hepimizden büyük olan Hüsna sınıf başkanımız olmuştu.

İlk okumaya çıkanlardan biri idim. Öğretmenim kantinden bir simit alarak beni ödüllendirmişti. Öğretmenim: "- Bir simit 25 kuruş olmuş " dediğinde anladım ki; simide o gün zam gelmişti. Sınıfımıza her gün büyük demlikle süt geliyordu. Hepimiz birer bardak içerken, Mustafa zayıf bünyesinden beklenmeyen bir iştahla kalan sütün hepsini demliğin lüllüğünü ağzına dayayarak içip bitiriyordu. Tamı tamına beş yılımın geçtiği Kazım Karabekir ilkokulunda acı tatlı nice anılarım oldu.

Üçüncü sınıfta öğretmenimiz değişmişti. Yeni öğretmenimiz Gülseren Yavuz hanımdı. O da beni çok seviyordu. Temsil yeteneğim iyi olsa gerekti ki, uygulamalı anlatımların hepsinde bana görev veriyordu. Aşı günlerinde korkmama rağmen belli etmiyor olmam sebebiyle sanırım yine öncü öğrencilerden biriydim. Sınıf kümelerinde başkanlık hemen her zaman bende oluyordu. Sınıfta çalışkanlıkta tek rakibim Semra, matematik dersinde ise Rizeli Muhsin idi.

Bir gün okul müsameresine öğrenci seçiliyordu bana da Osmanlı zaptiyesi rolü düşmüştü. Provaları başarı ile yapmıştık. Kıyafet bulmakta epey zorluk çekmiş, hele fes arayıp bulmak başlı başına bir macera olmuştu. Günlerce bu sebeple uykularım kaçmıştı. Derken beklenen gün gelip çatmıştı. Okul müsameresi Havuz Başındaki Halk Eğitim Merkezinde yapılıyordu. Halk oyunları ekibi, tiyatro ekibi hepimiz özgün kıyafetlerimizi çantalara doldurmuş, akşamın ilk karanlığında öğretmenlerimizle beraber Halk Eğitime gitmiştik. Çok güzel bir akşamdı. Salon hınca hınç doluydu. Müthiş bir coşku ve sevinç vardı. Sahnede bizleri bekleyen ailelerin sevgi, gurur ve heyecan dolu bakışları altında sırayla sahnede yerlerimizi alıyorduk. En çok alkışı solo olarak türküler söyleyen ayağından engelli olan sınıf arkadaşım Dursun almıştı. Dursun'un sesi çok güzeldi. Müsamere bitmiş, salon dağılmıştı. Sebebini şimdi hatırlamıyorum ama benim ailemden kimse gelmemişti. Bende evin yolunu tek başıma tutmuştum. Hemen arkamdan gelen kızlar ve anneleri: "- Maşaallah ne kadar kabiliyetlisin, sesin ne kadar güzelmiş oğlum, senin geleceğin parlak " Herhalde beni Dursun sanmıştılar, hiç bozuntuya vermeden yoluma biraz daha hızlı adımlarla devam etmiştim.

Okulumuzun en önemli etkinlikleri arasında olan bilgi yarışmalarında sözcülük bana düşüyordu.Hepsinde iyi dereceler almıştık. Kazım Karabekir ilkokulunun en renkli simaları müdürümüz Hasan Kamiloğlu, müdür yardımcımız Yurdusev Turabık, müstahdem Celal emi ve boynundan fotoğraf makinesi hiç eksik olmayan Alaaddin öğretmenimizdi. Okulumuzun yemyeşil kavak ve gül ağaçları ile donatılmış büyük bir bahçesi vardı. Dere, Köşk ve Çırçır mahallelerinin çocuklarının kaynaştığı bu eğitim yuvası hepimizin ikinci eviydi adeta.

Nizamettin KORUCU

26 Nisan 2016 - Erzurum

N

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum

Benzer Blog Yazıları

10 Ağustos 2023·3 dk

Erzurum'un Köyleri

Geçtiğimiz yıl Çeşme 'ye ve Alaçatı köyüne gittik,i gezdik. 1989 senesinde Erzurum merkez ve ilçelerindeki birçok köye gittik. Bu sene yine Erzurum' un bir zamanlar mesire yeri olan Tuzcu köyüne, Poççik, Kavurma Çukuru, Söğütlü, Erinkar köylerini dolaştık. Dünya'nın birçok ülk...

Devamını Oku
3 Mayıs 2022·3 dk

ESKİ TÜRK FİLMLERİ

Eski Türk filmlerini seyreder misiniz? Mesela; Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet, İzzet Günay, Tarık Akan, Şener Şen, Kemal Sunal, Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Belgin Doruk filmlerini seyrettiniz mi? Çocukluğumun hastalığı bu filmleri bu günlerde y...

Devamını Oku
Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey
21 Eylül 2021·5 dk

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Devamını Oku

Blog

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf ve Kitabevi sahibi. 1995'ten bu yana sahaf, aynı zamanda şair ve yazar.