SAHAF
SAHAF
- Bölüm
- Gitme, bu kapıdan çıkarsan bir daha geri dönemezsin. Demişti patronu. Oysa o kararını vermişti bir kere. Gemileri yakacaktı. Oysa iyi bir işi, iyi sayılabilecek bir maaşı vardı. Hayatı boyunca akıl sır erdiremeyeceği ticaret hayatına atılıyordu. Onu bu kara iten biraz çocukluğundan beri iliklerine kadar işlemiş kitap sevgisi ve hür, başına buyruk çalışma arzusuydu. Serbest çalışma, iş yeri açma fikrini önceki patronuna söylediğinde, işin mahiyetini sormuştu patronu. "Hobi evi açacağım "demişti. Patron; İstihza karışık hayretle "O da ne? "Diye sordu. "Pul, eski para, kartpostal, eski kitap, eski mecmua alıp satacağım " Halim'in kararlı oluşu karşısında patron ona ticaret hakkında mücevher değerinde olduğunu uzun seneler sonra anlayacağı nasihatlerde bulundu.
Son maaşını aldı ve daha önce yerini tespit ettiği arkadaşının şehrin merkezinde kenar dar bir sokakta, eski bir apartmanın ikinci katındaki ofisini kiralamaya gitti. Ofiste bir masa, bir gaz sobası, üç dört sandalyeden başka bir şey yoktu. Aldığı maaşın hatırı sayılır bir bölümünü mülk sahibine verdi. Kira sözleşmesini yaptı. Dükkân sahibi kalender bir insandı. Halim selim, görmüş geçirmiş ağırbaşlı bir şehirliydi.
İşyeri açtığından eşine bahsetmemişti. Sabah eski işine gider gibi evden çıkıyor, akşam her zamanki vaktinde evine dönüyordu. Lakin ev ihtiyaçları ile maaşından kalan son para da tükenmek üzereydi. O hala açtığı iş yerinde para kazanma aşamasında geçmemişti bile. Elinde tek kuruş sermaye yoktu. Sahaf dükkanı açacağını sevdiği bir kitapçı ağabeye anlatmıştı. Aldığı cevap hiç te cesaret verici değildi. "Yapma kardaş, ticaret zor iştir. Hele bizim memlekette eski kitapçı, hobi evi gibi işleri tutturmak çok daha zor olsa gerek. Bak biz yeni kitapları satmakta zorlanıyoruz. Sen eski kitapları kime satacaksın. "Olsun ağabeyi kimseye satamazsam kendim okurum. Fena mı büyük bir kitaplığım olur." Demişti kayıtsızca.
Sahaf evini yeni açtığı zamanlardı. Şehrin en büyük camisinde bir Cuma namazı çıkışında çok değer verdiği kıymetli bir dostu ile karşılaşmıştı. Açtığı iş yerinden ve işin içeriğinden bahsedince; O da "Haydi beni götür açtığın dükkâna, bir bakayım "demişti. Dükkâna geldiklerinde; devraldığı haline sadece evinden getirdiği ceviz kitaplık ve iççindeki kitaplar ile, çocukluk arkadaşından aldığı kitaplardan başka bir şey yoktu. Oturdular birer sandalye çekerek. Dost ağabeyi "Halim, çok zorlu bir iş seçmişsin kendine. Çok meşakkatli ve çetin bir süreç seni bekliyor" demişti.
Dükkânı açtığı ilk günlerdi. İş yerini bilen sadece alt kattaki iki dükkân komşusu ve kendi katında muhasebecilik yapan bir komşuydu. Birde ayrıldığı iş yerindeki patron ve çalışma arkadaşları. Onlarında eski kitapla işi yoktu. 11 yıl ön muhasebe elemanı olarak çalışmıştı. Ülkenin en yaygın paket muhasebe programlarını biliyordu. Eve ekmek götürmek lazımdı. Şehirde baskısı olan ulusal bir gazeteye "Paket muhasebe program kursu verilir "diye ilan verdi. İş yeri adına "Pazarlama "kelimesini de ekleyerek tabela siparişi verdi. Daha önce çalıştığı beyaz eşya şirketinin müşterilerinden biri bu paket programlarının satış ve eğitimini veriyordu. Onların ve şehirdeki diğer bilgisayar ve yazılım işi yapan diğer iş yerlerinin yanına gitti. Bilgisayar yazılım, donanım ve sarf malzemesi de alıp satacaktı. Bir yandan da gazete ve dergilerde İstanbul'da bu işi yapan büyük iş yerlerine yazıyor, bayilik talebinde bulunuyordu. Asıl işinin bu alan olmasına karar vermişti. Lakin sermaye yoktu ve paket program eğitimi verebilmesi için İstanbul'daki yazılım şirketinden eğitim görüp sertifika alması gerekiyordu.
Nizamettin Korucu
İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum
