Blog
Sahaf Günlükleri23 Nisan 2016·4 dk okuma

Şeyhler Mahallesi, Şeyhler Camisi ve Naim Hoca

Blog kapak görseli yüklenemedi.

ŞEYHLER MAHALLESİ, ŞEYHLER CAMİSİ ve NAİM HOCA

ŞEYHLER MAHALLESİ, ŞEYHLER CAMİSİ ve NAİM HOCA

Güneş saatli minaresi ve Naim Hocası ile meşhur cami. Cami dış bahçe duvarına bitişik Şeyhler çeşmesi. Karşısında Şeyhler Medresesi, Külhancı Baba Türbesi ve Şeyhler Hamamı. Çırçır, Vaniefendi, Muratpaşa, Yoncalık mahallelerinin komşusu. Yenikapı, Erzincankapı çarşılarının geçit güzergâhı. Osmanlı'nın Erzurum'da eski bir mahallesi, çeşmesi, medresesi ve camisinin adıdır Şeyhler. Çocukluğumda sokaklarından geçtiğim, arkadaşlar edindiğim, camisinde Cuma ve Bayram namazlarını kıldığım, medresesinde Kur'an öğrendiğim mahalle. Bir zamanlar tarihi Erzurum'un bütün güzelliklerini bünyesinden toplayan Şeyhler Mahallesi. Bakkalı, taştan yapılmış büyük bahçeli evleri, muhtar yazıhanesi ile sükûnetin, huzurun adresiydi. Hemşin'i işleten Nail abinin mahallesi. Naim Hoca'nın imam, İbrahim Hocanın müezzini olduğu caminin adıydı Şeyhler. Cumaları iple çeken bir cami cemaatini yaşatan yerdi Şeyhler. Gecenin ikinci yarısında başlayan bayramların buluşma mekânıydı Şeyhler Camisi.

Selahattin Turgay Daloğlu'nun yaşadığı iki katlı, bahçeli tarihi konağın olduğu mahalleydi. Hacı Ömer Özden'in çocukluğunun geçtiği mahalleydi. Dadaş Bahattin Köroğlu'nun teravih namazlarında salavatlara eşlik ettiği camiydi Şeyhler. " Dadaş Necati" nin güzel sesi ile ara sıra minarelerinde insanı mest eden ezanları okuduğu cami idi Şeyhler. 1950 senesinden 1990'lı yılların ortalarına kadar 45 yıl İbrahim Hoca tarafından minaresinin şerefesinde yalın sesle ezan okunan camiydi Şeyhler. Her cuma günü Cuma namazından bir saat evvel Naim Hoca'yı dinlemeye gelenlerin tıka basa doldurduğu caminin adıydı Şeyhler.

O yıllarda astsubay lojmanlarının mahalleye giriş ve çıkışı açıktı. Lojmanların içinden geçen yolla, mahalle yoncalık caddesine bağlanırdı. Bayram arifelerinde çocuklar lojmanlara da arafalık toplamaya giderdi. Buradaki evlerden meyve yada para verenler olurdu. Bu arafalık çeşidi fıstıktan doymuş olan çocuklara büyük bir eğlencelik ve sevinç olurdu.

Yazları başka, kışları başka bir güzel, tertemiz sokakları, yerli ve asil ahalisi ile ilim ve irfanın neşv-ü nema bulduğu mahallenin adıydı Şeyhler. Muhabbetin toprağına, taşına, ağacına, kuşuna sindiği mahalleydi Şeyhler. Erzurum'a has onlarca ağaç türünün bahçelerinde hayat bulduğu, bu bahçeli evlerde kadınların, çocukların yaşlıların hayat sürdüğü mahalleydi Şeyhler. Türk İslam medeniyetinin bütün sanatlarını, varlığının hücrelerinde yaşayan ve yaşatan mahalleydi Şeyhler.

Uzun yıllar sonra yolum Balıkesir'in Bandırma ilçesine düşmüştü. Bandırma'nın caddelerinde gezerken Şeyhler mahallesinde bir çocukluk arkadaşımı görmüştüm. Orada esnaflık yapıyor, dükkân işletiyordu. İki komşu mahallenin çocuklarıydık. Birbirimizi onlarca yıl sonra bile unutmamıştık. Sevgi ile sarıldık, sohbet ettik. Yine geçtiğimiz günlerde bir akşamüzeri Prof. Dr. H. Ömer Özden sahaf dükkânımıza gelmişti. "-Bir çay içmeden bırakmam " dedim. Oda hatırımı kırmadı. Oradan buradan sohbetimizin sonunda kendisine; " Hocam 1970'li yıllarda kareli kahverengi takım elbisenle, düz kravatınla, ciddi bir ortaokul talebesi olan halin gözlerimin önünde şimdi " dedim. Ömer Hoca hem şaşırmış, hem de mutlu olmuştu. İşte biz böyle arkadaştık o yıllarda. Hafızalarımız arı idi.

Naim Hoca ile ilgili bir anı: Şeyhler camisinde mutat cuma namazlarından biri idi. Yine vaiz kürsüsünde caminin imamı olan Naim Hoca vardı. Naim hoca yaz aylarında mevsim sıcağından, kış aylarında caminin büyük saç sobasının sıcağından olsa hep terlerdi. Boynunda atkı gibi duran beyaz mendili ile arada bir fesini çıkarıyor, kısa kesilmiş saçlarını ve boynunu siliyordu. Etkili hitabetini nüktedan konuşmaları, yüz mimikleri ve el hareketleri tamamlıyordu. Konuşurken arada bir duruyor, kaşlarını çatıyor, o anlarda kürsüde başını biraz daha dik tutuyor sabit ve ciddi cemaate bakıyordu. Camide toplananlar rahat ve huzur içinde kendisini pür dikkat dinliyorlardı. O sözlerini Zinnun-i Mısri'nin ve hocası Alvar'lı Efe'nin divanından okuduğu mısralarla süslüyordu. Tasavvufi sohbetini halkın anlayacağı hoş bir üslup ve sadelikle sunuyordu. Tam bu esnada biraz fazlaca neşelenmiş gördüğü cemaate insanın yüreğini ısıtan ciddiyeti ile kaşlarını çatmış ve şöyle demişti:

" Müslüman bağ hele bir dur. Muhebbetim gelmiş iken anlatim. An burada hepisi iki dekke. Ondan sonra ne sende var, ne bende "

Nizamettin KORUCU - Erzurum - 23 Nisan 2016

N

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum

Benzer Blog Yazıları

10 Ağustos 2023·3 dk

Erzurum'un Köyleri

Geçtiğimiz yıl Çeşme 'ye ve Alaçatı köyüne gittik,i gezdik. 1989 senesinde Erzurum merkez ve ilçelerindeki birçok köye gittik. Bu sene yine Erzurum' un bir zamanlar mesire yeri olan Tuzcu köyüne, Poççik, Kavurma Çukuru, Söğütlü, Erinkar köylerini dolaştık. Dünya'nın birçok ülk...

Devamını Oku
3 Mayıs 2022·3 dk

ESKİ TÜRK FİLMLERİ

Eski Türk filmlerini seyreder misiniz? Mesela; Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet, İzzet Günay, Tarık Akan, Şener Şen, Kemal Sunal, Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Belgin Doruk filmlerini seyrettiniz mi? Çocukluğumun hastalığı bu filmleri bu günlerde y...

Devamını Oku
Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey
21 Eylül 2021·5 dk

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Devamını Oku

Blog

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf ve Kitabevi sahibi. 1995'ten bu yana sahaf, aynı zamanda şair ve yazar.