Blog
Sahaf Günlükleri19 Mart 2016·4 dk okuma

Sokaklarında Yaşaya Şehir

Blog kapak görseli yüklenemedi.

Sokaklarında Yaşayan Şehir

Sokaklarında Yaşayan Şehir

Gelin bugün 1970'lerin çocukluğumun ve taze fidan gençliğimin geçtiği şehrim, sevdam Erzurum sokaklarına gidelim. Bu şehrin bir zamanlar yaşayan elli yedi mahallesi, beş yüzü aşkın sokağı kendine has özellikleri ile vardı. Şehrin bir başından diğer başına yaya olarak bir saatte gidebiliyorsunuz. Her mahallenin iki - üç kuşak yerlisi vardı, birde taze gelmiş sakinleri... Bunlara ilaveten konargöçerleri vardı. Her mahalle bin yılı aşkın izleri taşıyordu. Yıkıla yapıla gelmiş, fakat tarihi kırıntıları hep korumuş bir şehirdi Erzurum. Her mahalle ve her sokağın asırlarca süren bir geçmişinin yanı sıra adının da bir hikâyesi vardı. Bu yerler bir bütünü oluşturuyordu kopukluk yoktu. Örfü, töresi bir insanlar topluluğu. Bir milletin efradı, bir vatanın özüdür Erzurum sokakları. Kendine has mimarisi, kendine özgü ağzı var.

Ailece akraba, eş dost ziyaretleri kolaydı İnsanlar konu komşu, hısım akraba bir araya gelmek için bir sürü sebep, bin bir türlü bahane bulabiliyordu. Kederde ve sevinçte buluşabiliyorlar, sevince gidecek yolları çoktu. Mesela bir mahallenin yarısı topluca bir kamyonun kasasına doluşup kıra gidebiliyor, tencerelerinde pişirdikleri yemeği hep beraber paylaşabiliyorlardı.

İnsanlar sokaklarını, sokaklar insanlarını yaşatıyordu. Yaz aylarında tırhıç arkalarında otururken, evlerin bacalarında çay içerken sokak onlarındı. Sokağın orta yerinde semaver mantıs yakanlar sokağın sahipleriydi. Erzurum sokaklarında sadece insanların kendileri değil, hayvanları da yaşıyordu. Kimi keklik, kimi kaz, kimi ördek, kimi tavuk, horoz kimi güvercin beslerdi. Hemen her evin bir kedisi vardı. Her sokağın sembolü bekçisi bir köpeği vardı. Bazı haneler koyun inek keçi de besliyordu.

Sevgiye, gülmeye, ağlamaya, dertleşmeye vakit boldu. Kimse kimseyi başından savmıyor, kimse kimseye tepeden bakmıyordu. Devlet dairesinde işi olan komşusundan kravat, ceket, palto ödünç alabiliyor, düğüne giden kızlar, komşunun altın bileziklerini burmalarını koluna takabiliyordu. İnsanlar ölüde ağlıyor düğünde oynuyordu. Bu şehirde sokaklar yaşıyordu, insanlar cıvıl cıvıldı.

Erkekler yaz aylarında kapı önlerinde oturan kadınların arasından başı önde, geçiyordu. Herkes herkesin namusu, herkes herkesin bacısı, anası, teyzesi, ablası, amcası, dayısı, bibisi, yengesiydi. Herkes akranıyla beraber, çocuklar dahi bu şuurdaydı; Kendilerine denk düşmeyen biraz büyüklerine, ya da küçüklerine " Git oğlum eşim misin? Git eşinle oyna " Diyordu.. Erzurum sokaklarında " Davul bile dengi dengine vururdu. " Kavgalar teke tek yapılır. Sevdalar teke tek ölesiye yaşanır. Âşıklar İnce hastalığa düşer de sır vermezdi.

Erzurum sokaklarında neredeyse herkesin bir lakabı vardı: Kısaca " Yiğit namı ile anılırdı." Kimi mesleği ile nam alır. Mesela Sıvacı Selahattin, Tuğlacı Recep, Gazeteci Ramis, Elektrikçi Zeki, Berber Ahmet, Fırıncı Necip gibi. Kimi mahalledeki kıdemiyle tanınırdı; Taze komşular Hamdi Bey, Bayburtlu Hacı gibi. Kimisinin fiziki yapısı ile namı yürürdü.. Kimisi yaptığı spor ile ünlenirdi: Boksör Fetli, Kayakçı Fevzi, Kaleci Ersin gibi. Kimisinin lakabının manasını ancak belki kendisi bilir ya da kendisi de bilmez. Mesela Mumuli, gibi. Kimse lakabından gocunmaz, kimseye darılmazdı.

Erzurum'da çıkmaz sokaklar vardı. Bu sokaklar adeta bir hane gibi mahallenin mahremiydi. Burada: "Ana baba hakkından sonra komşu hakkı gelir " hadisi tam manası ile yaşanırdı. Semaverde çaylar, tencerede yemekler, ekmekte katıklar bütün herkes içindi.

Erzurum sokaklarının seyyarları vardı: Lehimcisi, nane şekercisi, sakızcısı, çöpçüsü, pamuk şekercisi, dondurmacısı, eskicisi, godide beşicisi, nayloncusu, kalaycısı, elekçisi, destancısı, falcısı, bohçacısı. Bunlar sokakları yaşanır kılan, hayat veren müdavimlerdi, sokağın misafirleriydi..Çoluk, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, zengin, fakir herkesin her sabah yolunu gözledikleri, sevdikleri insanlardı. Hepsi dost, hepsi sevecen, hepsi birer seyyar esnaftı.

Erzurum sokakları çocukların oyun alanı, büyüklerin soluk alma yeriydi.. Erzurum sokaklarında devrin âlimleri de yaşardı. Hacı Salih Efendi gibi. Erzurum sokaklarında zengin fakir iç içeydi.

Erzurum sokaklarında körpe yüreklerde aşk güneşi bulutların yeryüzünü sarmaladığı yağmurlu havalarda açardı. Çisil çisil inceden inceye yağan yağmur çocuksu sevdaların gözyaşı olurdu. O yağmurlarda sokaklar içine kapanır, sadece iki küçük aşık, köşelerden bakışırdı.

" İstanbul Sokakları " nı güftesini yazan şair belli ki Erzurum sokaklarına uğramamıştı.

Nizamettin KORUCU - 19.03.2016

N

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum

Benzer Blog Yazıları

10 Ağustos 2023·3 dk

Erzurum'un Köyleri

Geçtiğimiz yıl Çeşme 'ye ve Alaçatı köyüne gittik,i gezdik. 1989 senesinde Erzurum merkez ve ilçelerindeki birçok köye gittik. Bu sene yine Erzurum' un bir zamanlar mesire yeri olan Tuzcu köyüne, Poççik, Kavurma Çukuru, Söğütlü, Erinkar köylerini dolaştık. Dünya'nın birçok ülk...

Devamını Oku
3 Mayıs 2022·3 dk

ESKİ TÜRK FİLMLERİ

Eski Türk filmlerini seyreder misiniz? Mesela; Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet, İzzet Günay, Tarık Akan, Şener Şen, Kemal Sunal, Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Belgin Doruk filmlerini seyrettiniz mi? Çocukluğumun hastalığı bu filmleri bu günlerde y...

Devamını Oku
Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey
21 Eylül 2021·5 dk

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Devamını Oku

Blog

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf ve Kitabevi sahibi. 1995'ten bu yana sahaf, aynı zamanda şair ve yazar.