Blog
Sahaf Günlükleri4 Mart 2016·4 dk okuma

Yeni Kapı Kahvehaneleri

Blog kapak görseli yüklenemedi.

Kahvehaneler ve Şehrin Sakinleri - 2 -

Kahvehaneler ve Şehrin Sakinleri - 2 -

YENİ KAPI KAHVEHANELERİ:

Yeni kapı caddesi yol üzerinde, çıkarken solda büyük bir oyunlu kahvehane daha vardı. Bu kahvehanenin ekseri müşterisi orta yaş ve üzeri insanlardan oluşurdu ve çoğu köşeli kasket takardı. Gençler ise daha çok onun biraz aşağısında kalan Hakan Bilardo oyun salonuna giderlerdi. Yaşı on sekizi bulan bıyığı henüz terlemiş her delikanlının soluk aldığı mekândı burası. Bende o çağlarda üç top, dört top bilardo oynamayı öğrenmiştim. İşsiz gençler olarak bizler için bilardo biraz pahalı bir oyundu. Spor da sayılan bu oyuna doğrusu o zaman için harçlık düşmanı da diyebilirim. Bir iki saatte bir günlük harçlığımı tüketirdim. Bazen param çıkışmazdı. Kahvehanenin sahiplerinden Dayı dediğimiz ağabeyi çok anlayışlı bir insandı ve biz bilardo oynayan gençlere toleranslı davranırdı. Dayıyı ve beraber çalıştıkları ondan genç olan şu an ismini hatırlayamadığım çalışanı bütün müşteriler severdi. Hakan Bilardo bir oyun salonu olmasına rağmen çayı kaliteli, İşleticileri güler yüzlü idi.

Yenikapı caddesinde caddeden yukarı çıkarken sağda merdivenle çıkılan ikinci kat kahvehaneleri de vardı. Ve bunlar oyunlu kahvehanelerdi. Belki halen devam edenleri olabilir. Bu kahvehanelerde dönemin meşhur sanatçılarının kasetleri çalardı. Kimsenin televizyonla işi yoktu. Zaten gündüzleri TV yayını da yoktu. Hatta haftanın bazı günleri ne gündüz ne gece TV yayını yoktu. Dolayısı ile teyp kasetlerinde yanık ve içli sesleriyle Kenan Temiz'i, Burhan Budak'ı Hakkı Bulut'u, Ferdi Tayfur'u, Orhan Gencebay'ı, Neşe Karaböcek'i dinlerdi insanlar. Kahvehanelerde ekseriyet şehirli nüfus hakimdi.

Huzur Kahvehanesi:

Benim hatırlayabildiğim 1970 ve 80'lerin kahvehaneleri ana cadde üzerinde de oluyorlardı ve Huzur bunlardan biri idi. Yeni kapı semtinde şimdiki Şimşek İş Merkezi'nin olduğu yerde, tek katlı yaklaşık 100 M2 bir alanda kurulmuş olan kahvehane şehrin kültür, sanat, edebiyat erbabının buluştuğu mekânlardan biriydi. Kahvehane; Sahipleri, ocakçısı, garsonu müşterileriyle bir insicam içinde sıcak samimi bir sohbet muhabbet yeriydi. Burada her daim Atatürk Üniversitesinden akademisyenlere, öğrencilere şehrin bürokratlarına, iş adamlarına rastlayabilirdiniz.

Kimler gelip geçmedi ki: Bir kaçını sayalım hemen; Avukat kâtibi Secahattin Yavanlı, o zamanlar çiçeği burnunda akademisyen Nurullah Genç, Türkiye'de meşhur meddahımız Behçet Mahir, Üniversite öğrencisi Muhammet İncesu, Nazir Akalın ve daha niceleri. Bu yazıyı okuyan yaşı kırk beşin üstünde birçok kişinin kafasında canlanan simaları görür gibiyim. Huzur Kahvehanesi; Tabi halde bünyesinde oluşan bir misyonu, bir vizyonu taşıyordu. Okuyanı, yazanı, esnafı, öğrencisi, öğretmeni, memuru bir araya getiren, aynı çatı altında birleştiren, şehir ruhunu teneffüs ettiren bir misyondu bu. Buranın müdavimlerinin sohbet ortamları dışında tek eğlencesi satranç ve dama idi. Nurullah Genç ilk şiir kitabı olan Çiçekler Üşümesini bazı dostlarına burada imzalayıp vermişti. Nazir Akalın buraya geldiğinde dosya içinde şiirleri ve yazıları eksik olmazdı. Heyecanla yeni yazdığı şiiri burada bize okurdu. Bir gün bana şiirlerini göstererek gururla şöyle diyordu: " Nizamettin ben şair oldum. Ben şair olmanın bedelini ödedim. Bir şiir için kaç gece uykusuz kaldım. Ben artık bir şairim." Bu sözleri söyleyen Nazir o dönemde 19 yaşlarında bir Meslek Yüksek Okulu öğrencisi idi. Hakikaten de öyle idi. O bir şairdi.

Behçet Mahir'i genelde sattığı çoraplar ile tek başına bir masada oturur görürdüm. Çayını yudumlarken yüzündeki kırışıklıkların her biri anlattığı bir hikâyenin, destanın çetelesi gibiydi. Onu yalnız gördüğüm her zamanda bende yalnız isem eğer mutlaka yanına gider müsaadesini alır, masasına oturur beraber sohbet ederek karşılıklı çayımızı yudumlardık. Sözlü halk edebiyatının yaşayan kütüphanesiyle konuşmanın lezzeti de bir başka oluyordu. Bazen sözün akışına öylesine kapılırdım ki; zamanın akışının farkına bile varamazdım.

Huzur kahvehanesinin diğer adı da Huzur çay evi idi. İsmi ile müsemma geröekten insana huzur veren bir kahve idi vesselam.

Nizamettin KORUCU / Erzurum - 04.03.2016

N

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf Kurucusu, Erzurum

Benzer Blog Yazıları

10 Ağustos 2023·3 dk

Erzurum'un Köyleri

Geçtiğimiz yıl Çeşme 'ye ve Alaçatı köyüne gittik,i gezdik. 1989 senesinde Erzurum merkez ve ilçelerindeki birçok köye gittik. Bu sene yine Erzurum' un bir zamanlar mesire yeri olan Tuzcu köyüne, Poççik, Kavurma Çukuru, Söğütlü, Erinkar köylerini dolaştık. Dünya'nın birçok ülk...

Devamını Oku
3 Mayıs 2022·3 dk

ESKİ TÜRK FİLMLERİ

Eski Türk filmlerini seyreder misiniz? Mesela; Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet, İzzet Günay, Tarık Akan, Şener Şen, Kemal Sunal, Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Belgin Doruk filmlerini seyrettiniz mi? Çocukluğumun hastalığı bu filmleri bu günlerde y...

Devamını Oku
Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey
21 Eylül 2021·5 dk

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Sahaf Olmak Nasıl Bir Şey

Devamını Oku

Blog

Nizamettin Korucu

İnşirah Sahaf ve Kitabevi sahibi. 1995'ten bu yana sahaf, aynı zamanda şair ve yazar.